Üye ol - Üye girişi
 Kullanıcı Adı:
 Şifre:
Şifremi Unuttum

hekimdağ köyü

Mutalıp içinden Mihalgazi yolundan Bozdağ tırmanılıp, zirveden (TRT vericisi yakını) 300 m kadar aşağı inildiğinde Mutalıp - Sakarılıca arasındaki tek köydür. Sarıcakaya’dan buraya tırmanışlarda kahvesinde toplanılır. Kışsa içeride, yazsa bahçesinde yenilir, içilir, sohbet edilir.

19 Ağustos 2018 Sarıcakaya turu dönüşünde şunları yazmışım:

https://www.facebook.com/groups/eskisehirpab/permalink/2250728611636342/

Dönüşte Hekimdağ’da kahvede oturduk her zamanki gibi. Yalnız bu defa sohbet daha farklıydı. Köyün Kafkas göçmenlerince kurulduğunu, 80’lerde bir çok yerleşim gibi Doğu Anadolu’dan göç aldığını biliyorduk fakat bu ziyaretimizde bu çok kültürlülüğü ilk defa birebir gördük. Kahvecimiz saman yapıyormuş, babası bakıyordu bakkala ve kahveye. O da oğlu gibi ilgili, kibar biri, çayımı bahçede oturduğum masaya bıraktıktan sonra caddede bahçe merdivenlerine ilerleyen uzun boylu, kalıplı bir ihtiyarın yanına gitti, "çay içecek misin?" gibi sorularla merdivenden inmesine yardım etti. Anladığım kadarıyla bakkal ihtiyacı için gelmişse istediklerini verecekti bahçeye inmeden.Bu sırada masamız kalabalıklaşıyor, aşağı havuzlardan gelen 2 kişi ve çocukları da masada, ihtiyar da hoşgeldiniz diyerek masamıza katıldı. Havadan sudan konuşmalar dönerken bizimkiler de parça parça gelip masada yerini alıyordu. İhtiyar amcanın konuşması çok düzgün İstanbul Türkçesiydi, köyün eski yerlilerinden olduğunu buradan anladım. Genelde de böyledir, dil benzeşmesi olmadığından Türkçe en düzgününden okulda öğrenilir, şivesiz konuşulur. Bir ara kahveciyle bu yıl domates olmadığından bahsettiler, hastalık gelmiş. Fasulye iyi bu yıl dedi ihtiyar. Bugün annem de aynısını söyledi, taze fasulye yemeği yaptı, fasulye çok bu yıl dedi, domates de olmadı mı dedim :) olmamış. 10-15 km ve 500 rakım farkına rağmen bitkileri etkileyen başka bir ortak etken var demek.80 yaşındaymış, hanım kandırdı şehre gittik bir ara, sonra döndüm yine köye dedi. Sohbet sırasında yollar kapanır mıydı kışın gibi bir şey soruldu. Yol yoktu dedi, aylarca ulaşım olmazmış. Şu inip çıktığınız yolu kazmalarla kazdık, 150-200 metre kazmalarla kazardık, bu saatlerde bırakırdık işi koşa koşa gelirdik buraya, daha da yetmez güreş tutardık şurada derken boşuna değil bu kalıp, hakkını da vererek yaşamış dedim içimden. Masadaki en uzun, en kalıplı kişi oydu.TRT vericisi dediğimiz tepeyi göstererek şu radarı yaptılar da yol geldi, kışın kapanmıyor dedi.Bir ara kahveci 80’lerde Kars’tan geldiklerini, ilk gelenin kendileri olduğunu söyledi. Daha sonra burada daha uygun şartlarda yaşamak isteyenler de gelmiş, yerleşmiş köye. Oduna giderlerdi, ormandan topladıklarını aşağıda satarlardı, biz geldik de köy gelişti dedi. Yıllardır gördüğümüz kadarıyla zaten büyükbaş hayvancılığa önem veriyorlar.Bu sırada ihtiyar devam ediyor.Abaz. Sürgünden de bahsetti. Gemide ölüleri koyup denize bıraktıkları sallardan. Kendi yaşamamış tabi ama mirasçısı yaşananların. Büyüklerimiz "akrabalarımızı balıklar yedi hep" der, balık yemezlerdi hiç dedi. O civarın orman olduğundan, Yunanın ağaçları birbirine dayayıp her yeri yaktığından bahsetti.Havuzcular ayrıldı masadan, sonra da biz, ihtiyar da yavaştan toparlandı. Kahvecide hayırlı yolculuklar diye bizi uğurlarken 2 çay var dedim, olsun önemli değil dedi, ısrar ederek verdim.Bisiklete bindiğimde kahveci ihtiyarın koluna girmiş bir ihtiyacın var mı diye soruyor bahçe kapısından yolcu ediyordu.Diyoruz ya yazmıyoruz, kimiz, ne yaptık, nasıl yaptık, hangi bilgilere sahiptik, onlarca yüzlerce nesil aktarılan bilgi, gündelik bilgi, pratikteki kullanım ihtiyacı kalktığında kayboluyor kültürümüzde. Keşke dün video çekseydik, bu anlatılanları arşivleyebilseydik. Bir şeyleri atlamış olabilirim, daha sonra yazarım diye not da almadım, zaten olaylar öyle gelişmişti. Yine de o sohbetin uçup gitmesini istemedim, olduğu kadar buraya yazayım en azından.


Paylaş:
Toplam Kayıt: 1 [1 - 1] arası   
Sayfa:
online ziyaretçi: 3
online üye: 0
 
hekimdağ köyü